Başlık: Niyazi Acar öğretmenin verdiği "hayat dersi"...
SaimGözek

Mesaj: 25

Gönderim:
16.Nov 2007 - 15:24

Her öğrencinin okul anılarının başında gelen konulardan biri de “kopya çekme” olayıdır.
Kopya çekmeyen ya da çekme girişiminde bulunmayan öğrenci binde birdir belki.
Aslında “kopya” konusunun öğretici yanları da vardır.
Kopya kağıdı hazırlarken gösterilen dikkat ve özen, o dersin konularını çalışmakla aynıdır.
Ben bazı derslerde kopya kağıtları hazırlardım ama genellikle o kağıtları kullanmazdım.
Çünkü o kağıtları hazırlarken gösterdiğim dikkat sayesinde konuları öğrenmiş olurdum.
Sınavda da “kopya kağıdı” hazırladığım konular çıktığında çok iyi yanıtlardım.
Sonradan anladımki, kopya kağıdı hazırlarken o dersi çalışmış oluyorum aslında.
Hem de çok iyi bir çalışma...:))

Neyse… 1976 – 77 yıllarında,
Edebiyat öğretmenimiz Niyazi Acar’ın sınav yaptığı bir günü hiç unutmadım.
Yazılı sınavdı. Soruları yazdırdı.
Sonra kapıya yürüdü, kapıyı açtı.
Dışarıya çıkmaya hazırlandı.
Sınıfa dönüp, “Benim biraz işim var şimdi dışarı çıkıyorum.
Kopya çekmeyeceğinizden eminim.
Kitaplarınızı ve defterlerinizi toplamıyorum.
Sıranın içinde kalabilirler.
Sizin, öğretmeninizin yokluğundan faydalanıp
kopya çekmeye kalkışmayacağınızı
biliyorum. Size güveniyorum.” dedi.
Dışarı çıktı ve kapıyı kapattı.
Herkes birbirine baktı.
Sınıfta sözü dinlenen-güvenilen-çekinilen dört beş arkadaş yerimizden kalkıp birer kısa konuşma yaptık.
Özetle söylediğimiz şuydu:
“Öğretmenimiz bize güvenerek bir işi için bizi yalnız bıraktı.
Bundan faydalanmaya kalkmak öğretmenimize karşı saygısızlıktır, hakarettir.
Hiç birimiz kopya çekmeyeceğiz. Kitaplar açılmayacak.
Kopya kağıtları çıkarılmayacak.
Ne kadar yapabilirsek o kadarla yetineceğiz.
Zayıf not alabiliriz ama Niyazi öğretmenimize saygısızlık yapmayacağız…”

Herkes bu düşünceyi paylaştığını söyledi ve
büyük bir sessizlik içinde soruları yanıtlamaya başladık.
Ders saatinin bitmesine 10 dakika kala Niyazi öğretmen geldi.
Sınıftaki sessizlik ve soruları bildiğimiz kadarıyla yanıtlama çabamızı gördü.
Gülümsedi ve yerine oturdu.
Zil çaldığında herkes sınav kağıtlarını götürüp masaya bıraktı.
İkinci derste, Niyazi öğretmenimiz hepimize teşekkür eden bir konuşma yaptı.
Müthiş eğitici bir konuşmaydı.
Kişiliğimizi ve duygularımızı eğiten bir konuşma…

Bize başkalarının güvenini suistimal etmemeyi, güvenilir kişiler olmayı,
Kendine güvenen, dürüst ve saygılı insanlar olmayı öğreten bir konuşma.
Öğretmenin yalnızca, dersle ilgili değil hayatla ilgili konuları da öğrettiği,
öğretmekle yetinmeyip eğitici de olduğunu kavradığımız bir konuşma…

Sonrası mı?
Sonrası şöyle: O sınavda zayıf alan öğrencileri de düşünerek ikinci yazılıda
kitap-defter açık bir sınav yaptı Niyazi Acar öğretmen.
Masasında oturup sınav sonuna kadar kitap okudu.
Herkesin birbiriyle yardımlaşmasına,
kitaptan konuları bulmak için çaba harcamamıza
ve bir kez de konuları böyle öğrenmemize olanak sağladı.

Bu “hayat dersi”ni hiç unutmadım.
Belki bu nedenle ya da bu “ders”in de katkısıyla,
bana güven duyulan konularda-olaylarda kimsenin güvenini boşa çıkarmayan,
bu güven duygusundan asla kişisel çıkar sağlamayan bir karakter eklendi kişiliğime.
Kendine güvenen kişiliğime katkısı da aynı orandadır.

Niyazi Acar öğretmenimizin 16-17 yaşımızdayken bize verdiği “hayat dersi”
ne kadar değerli, ne kadar anlamlı…

Daha önce anlattığım anılarımdan birinde,
Cumhuriyet Lisesi’nin kültürel beslenme kaynağımız olduğunu yazmıştım.
İşte buna benzer bir çok örneğin toplamı olarak söylemiştim o sözü.

Teşekkürler Niyazi Acar öğretmenim.
Ve teşekkürler Karabağlar Cumhuriyet Lisesi…

saimgozek@gmail.com