|
|
|
Kabadayı |
|
Önder.Yıldız
|
Gönderim: 09.01.2006, 19:33
|
Üye Kaydı: Aug. 2005
Mesaj: 1
Durum: Hatta değil son ziyaret: 09.01.06
|
1973 yılında okulumuzda sadece yarım dönem okuyabilmiş bir arkadaş vardı. Sürekli çift dikişli okumaktan olsa gerek, biraz geç kalmış birisiydi. Boyu felaketti. 1.90'dan fazlaydı (o zamanlar benim boyum 1.55 civarı birşeydi en fazla). Ancak, aklı ile boyu birbirine tabanda zıttı. Hiçbir şeyi anlamaz, daha doğrusu anlamak istemezdi. Sınıfın en arka sırasındaki karargahından, deniz feneri gibi, herkese tepeden bakardı.
O yıl içinde, bu arkadaşımızın boyu ve aklı ile aynı seviyede bir matematik öğretmeni gelmişti. Redkit'ten farksızdı. Sınıfa girer girmez, hemen kapının önünde bir yerden elindeki çantayı masaya fırlatırdı. Kafayı tütsülemiş ayyaşlar gibi, sandalyesine yanlamasına serilirdi. Ayaklarını da masanın altından dışarıya taşacak şekilde ipe çamaşır serer gibi uzatırdı. Bunca yıllık ömrümde, hala onun gibi bir öğretmene rastlamadım. O kadar nadide birisiydi. Elinde daimi olarak taşıdığı ve sürekli olarak önce sağdan sola, sonra soldan sağa, tamamı parmağına sarılana kadar salladığı bir zincir taşırdı.Bu zincir, aynı zamanda onun öğrencileri yola getirdiği sopasıydı. Dövmek istediğinin kafasına sarardı zinciri. İlk geldiği günden nakledildiği son güne kadar bir kez olsun doğru düzgün ders anlattığına hiç şahit olmadık . Çok ilginç bir yöntemi vardı. Sürekli bize karatahtada problem çözdürürdü. Çöz çöz bitmez...Sınav yapar ve sonuçları sınıfta yüksek sesle okurdu. Ne hikmetse, en zekiler en kötü notu, en tembeller de en iyi notu alıyordu. Neyse...
Bizim arkadaş yatılı okuyordu. Okulun havasına, suyuna alışınca azıtmaya başladı. Bir gün akşam nasıl olmuşsa, koca binanın giriş kapısının camını indirmiş. Kan su gibi...Hastaneye filan yetiştirip, elini sarmışlar. Etresi gün geldiki, eli boksör eli gibi...O gün bizim matematik hocası sınav kağıtlarından sonuçları okuyordu. Bizim arkadaşın kağıdına baktı ve notunu yüksek sesle söyledi. 2 almıştı galiba. Bizimki bozuldu. Ayağa kalkıp, hocam kağıdıma bakabilir miyim, dedi.
Hoca anında itiraz edip, gürledi :
- OTURRR YERİNE !!!
Bizim arkadaş ısrar etti:
- Hoca kağıdıma bakmak istiyorum !
Sonra sırasından kalkıp, hocanın masasına doğru yürümeye başladı.
Hocanın sesi iyice dağıttı ortalığı :
- Otur yerine dedim sana, terbiyesiz heriiif !
Arkadaş ısrarını sürdürdü :
- Ulan hoca kağıdıma bakmak istiyorum !
Hocanın buna tepkisi değişmedi.
Bizimki yaralı elini hocaya doğru uzatıp:
- Ah ulan hoca, şu elim yaralı olmasaydı, sana gününü gösterirdim !
Biz hem içimizden hem dışımızdan gülmekten kırmızı elmaya döndük.
Hoca daha fazla dayanamadı. Bir arkadaşa seslendi ve müdür beyi çağırmasını istedi. Biraz sonra Yusuf Bey geldi. Çok şaşırmıştı. Ne oluyor, gibilerinden bir hocaya bir bize baktı. Hoca nazikçe :
- Müdür Bey bakar mısınız, bu adam terbiyesizlik yapıyor.
Önce arkadaş, 5- 10 dakika sonra da hoca sınıftan çıktı. Çıkış o çıkış. İkisi de okuldan gitti. Hocayı başka okula naklettiler. Bizim arkadaş ise okuldan atıldı.
1-2 sene geçti geçmedi, gazetede çok acı bir haber okudum. Bizim arkadaş, bulunduğu ilçenin belediye başkanı olan şahsı, ailevi bir sebepten dolayı tabancayla vurmuş. Genç yaşta hayatı kararmıştı. Gerçekte yakışıklı, endamlı bir gençti.
Önder Yıldız
|
|
|
|
| |
2.0.1
Function viewtopic in module pnForum returned.
|
|