Merhaba 
Menü
|--> Forum
|--> Albüm
|--> Rehber
Konuklar
Şu an 3 Misafir ve 0 Üye çevrim içi.

Giriş yapabilir veya yeni bir kullanıcı hesabı oluşturabilirsiniz..
Ne Zaman Geldiler
SERMETTOZ
12.05.2008 - 2:09
BİROLATICI
11.05.2008 - 16:12
holylaz
11.05.2008 - 8:56
hüseyinyurteri07
11.05.2008 - 3:49
aynur
11.05.2008 - 1:48
fatma
10.05.2008 - 13:45
Myalçin.özyetiş
10.05.2008 - 12:16
Sultan.Durak
10.05.2008 - 10:36
3lmas
10.05.2008 - 4:16
2005azman
09.05.2008 - 16:04
search pnForum en son gönderiler Note: Registered users can subscribe to notifications about new posts Note: Registered users can subscribe to notifications about new posts

önceki başlık Başlığı yazdır to next topic

Başla :: Lokal :: Organizasyonlar ::  Bir Parmak Bal
Yönetici : Admin

Bottom 

Bir Parmak Bal

Halim Gönderim: 29.05.2006, 11:59



Üye Kaydı: Feb. 2006
Mesaj: 22

Durum: Hatta değil
son ziyaret: 06.03.08
Bir Parmak Bal

Hani ufak bir çocuğun ağzına bir parmak bal sürersinde nasıl yalanır . Bu 27 mayıs aynı öyle oldu ağzımıza birer parmak bal sürülmüşte yalanıyormuşuz gibi hissediyorum.. Ama bu balın ağzımıza sürülmesine sebep olan herkese sonsuz sevgilerimi yolluyorum.

70 li yıllarda bir eylül sabahı annemin elinden tutarak girdiğim okul kapısından 27 mayıs günü aynı okuldan mezun olmuş bir arkadaşımın kullandığı son model bir arabayla girdim. O eylül ün ilk gecesinde 103 no lu yatakhane odasındaki yatağımda sessizce ağlarken birisi gelip 35 sene sonra sen buraya bu şekilde hem de 1000 km uzaktan koşa koşa güle oynaya geleceksin demiş olsaydı herhalde anında boğazına sarılırdım. İnanması çok zor ama ilk günler her gece sessizce ağladığım o yatakhaneyi o okulu görmeye koşarak gelmiştim. Okul aslında bahane idi benim görmeye geldiklerim bizim o son model arabaya binmemize sebep olan öğretmenlerimiz ve her ne kadar yüz yüze görüşememiş de olsam kalbimde benimle birlikte yaşayan çok sayıdaki kız ve erkek kardeşlerimdi.

Okulumuzun arka bahçesine çoğu benim çocuğumdan küçük yatılı kardeşlerim tarafından masalar sıralar sandalyeler taşınmıştı.. Yakalarımıza hemen adımız soyadımız ve mezuniyet yılımızı içeren kartlar takıldı.Bunu kim düşünmüşse iyi düşünmüş çünkü gerçekte çoğumuz birkaç devre farklı olan kardeşlerimizi önce yaka kartlarından tanıdık.

O koşturup bir türlü bitiremediğimiz bahçemiz bir anda son model otomobil galerisine döndü. O arabalar bizlerin idi. 35 yıl önce o bahçede Tekin Törün hocamızın gözünde sakındığı mavişi ( renoult 12 ) Güler Aslan hocamızın ön motor kaputun da bana Beşiktaş ı hatırlatan siyah şeriti olan hayat bilgisi dizisindeki Afet öğretmenin arabasının kız kardeşi olan beyaz anadol, ve şu anda kime ait olduğunu tam hatırlayamadığım 48 plakalı bir murat 124 ve de .Müdürümüz Yusuf Ziya Ulusoy un kullandığı beyaz renoult var idi İşte şimdi antika gibi bahsettiğimiz o arabaların sahipleri veya ona bile o zaman sahip olamayan o sevgili hocalarımız bize bunlara sahip olma şansını vermişler ve bu 27 mayıs ta eserlerini görmeye gelmişlerdi , bizlerde onların bu emeklerinin karşılığını verebilmenin mutluluğunu yaşama şansına sahip olduk.

İlerleyen dakikalarda günün adına layık bir menü hazırlanmıştı zeytinyağlı sarma ve biber dolması na yoğurt ve meşrubatlar eşlik ediyordu servis ise biraz önce de yazdığım gibi çoğumuzun çocuğundan küçük olan en ufak cumsili kardeşlerimize düşmüştü umarım biz göremesek bile 35 sene sonra onlara da böyle hizmet edilir.

Mustafa Kemal Özgirin in 35 yıl öncesinin parçalarından derlediği cd yi dinlerken öğretmen ve kardeşlerimizle bol bol resim çektirdik. Ama hızımızı alamadık gün burada bu şekilde sonlanmamalıydı ve öyle de oldu .

Yaklaşık 80 kardeşimizle beraber Üçkuyular daki Bir restoran da toplandık işin güzel taraflarından biri şef garson bize ne yemek istediğimizi sorduğunda tabaktaki nesnenin hiç önemli olmadığı önemli olan bir arada olmamız görüşüne herkesin katılmış olması
Ne yazık ki her kısıtlı zaman gibi bu gecenin de sonu geldi . bu geceyi bugün düzenlediğimize benim gibi bir çoğumuzun da isyan ettiği kanısını taşıyorum . İsyanımız biz bu bir parmak balı tatmak için neden 30 sene bekledik.
Yazıma son verirken 27 mayıs detaylı resimlerini sayfamızda göreceğiz. Ama bu balı tatmamıza vesile olan kişilere başta her ne kadar teşekkür etmiş olsam da aktif olarak bildiğim birkaç kişinin ismini yazmadan geçemeyeceğim, lakin yazmadığım kişiler varsa alınmasınlar uzakta olduğum için olaylardan detaylı haberim olmamasına bağlasınlar.

Ali Akgün Cemal Doğan Ahmet Çelikay benim bildiğim böyle başlıyor ve oraya kadar zahmet edip gelen sevgili öğretmenlerimiz ve kadroyu tamamlayan biz cumsi çocukları 1976-2006 gelemeyen kardeşlerimizin (gelmeyen demeye dilim elim varmıyor) neler kaçırdıklarını anlatmaya hiç olmazsa önümüzdeki sene bu bir parmak baldan haklarını almaya özendirmek için günü özetlemeye çalıştım .

İşyerime daha yeni döndüm yol yorgunluğu var eğer bazı yanlışlarım var ise affınıza sığınıyorum . Bu yazıyı yazmak için yarını bekleyemedim. Hepinizi Sevgi ve Özlemle
Öperim Halim Erdem Öktem


Tepe  Halim Ö.M. gönder
 
çelikay Gönderim: 30.05.2006, 14:43



Üye Kaydı: May. 2006
Mesaj: 2

Durum: Hatta değil
son ziyaret: 30.05.06
sevgili arkadaşım halim o gün seni okula getiren o lüks dediğin arabanın sahibi 30 yıl önce okula gelmek için elinde çantası ile otobüslere binen engelli ama azimli arkadaşın.yazını okuduktan sonra sadece altına imzamı atıyorum.teşekkürler
Tepe  çelikay Ö.M. gönder
 
Halim Gönderim: 01.06.2006, 13:39



Üye Kaydı: Feb. 2006
Mesaj: 22

Durum: Hatta değil
son ziyaret: 06.03.08
Bazen televizyonlarda seyrederiz 60 yaşında falanca üniversitede gençlerle beraber aynı sıralarda , torunu ile aynı sırada okuma yazma öğrenen anneanne gibi bu gibi örnekleri çoğaltabiliriz ama o örneklerde normal yaşta bir sürü öğrenci ve bir tane olgun öğrenci olur. Keşke o basın 27 mayıs akşamı Derya restorana gelseydi de o örneklerin farklı versiyonunu görseydi . 50 yaşından başlayıp 49 - 48 diye devam eden çeşitli yaş guruplarından çeşitli mesleklerden ve kariyer sahibi bir sürü bay ve bayan toplanmış oturuyorlar buraya kadar güzel de bunların hepsinin ortak özelliği lise son sınıf öğrencisi olmaları hepsi daha liseyi yeni bitirmenin heyecanı ve bir süre sonra bu masada ki arkadaşları ile uzun süren ayrılıklar yaşayacağının belki de hiç görüşemeyeceğinin burukluğunu yaşamakta ama yinede bu yaşadıkları anın tadını çıkartmaya çalışmaktalar , öyle bir tat çıkarmak ki 18 yaşın sorumsuzluğu ve vurdumduymazlığı ile çevreyi rahatsız ediyor muyum diye düşünmeden ses tonunu ayarlanmadan hatta o konuda gelen uyarılara kulak tıkayacak sorumsuzlukla . ama çevre masadakiler bu gençlerin heyecanını anlayacak kadar olgun ki ikinci bir uyarı daha gelmedi ve gece sonlandı gelse ne olurdu belki o zaman biraz kendilerine çeki düzen verirlerdi ama çok kısa sürede gene dersi boş öğretmensiz geçen bir sınıf havasına dönerlerdi..Yapılan doğrumuydu yanlış mıydı bilemiyorum bildiğim tek şey ortam muhteşemdi.
Bilmem bir gün bizde ölecek miyiz . Ama en çok merak ettiğim soru dirilince kaç
yaşında olacağımız nasıl görüneceğimiz idi işte o sorunun cevabını orada almış gibiyim nasıl o gün herkes lise son öğrencisi ise demek ki o zamanda herkes olması gereken yaşta ve görülmesi gereken fizikte olacak kimse sonucu yadırgamayacak . Hatta tığ gibi tabiri bile zamanındaki Levent Koyupembe yi tarif için kalın gelse bile şimdiki Levent İripembe yi kimsenin yadırgamadığı gibi (Levent çiğim sevgi ve affına sığınarak böyle bir benzetme yaptım çünkü en çok değişmiş olarak seni gördüm seni de herkesi olduğu gibi çok seviyorum )
Okuduğunuz gibi hala kendime gelip normal hayatıma dönemedim 27 mayısın etkisinde yaşıyorum
Hepinizi Sevgi ve Özlemle Öperim Halim Erdem ÖKTEM
Tepe  Halim Ö.M. gönder
 
Boz Gönderim: 01.06.2006, 16:21



Üye Kaydı: Mar. 2006
Mesaj: 3

Durum: Hatta değil
son ziyaret: 01.06.06
hali abi aynı duyguları paylaşıyorum.eline yüreğine sağlık
Tepe  Boz Ö.M. gönder
 
Bozbey Gönderim: 21.06.2006, 18:19



Üye Kaydı: Feb. 2004
Mesaj: 2

Durum: Hatta değil
son ziyaret: 21.06.06
Halim abi,
Yazdıklarının tümüne katılıyorum, hala 27 mayısın etkisindeyim ki her akşam siteye bakıyorum. Yeni haberdar olan arkadaşımız varmı, nerededir ne yaparlar diye. Mesela Atilla Abinin Almanyada müziğe devam ettiğini öğrendim. 27 Mayıs sonrası bir akşam Hakan Subutay Sönmez arkadaşımız isviçreden aradı ve yaklaşık bir saat görüştük.
Tepe  Bozbey Ö.M. gönder
 



 2.0.1
Function viewtopic in module pnForum returned.

Türkçe Anlamlı Yönlendirme